Yavuz Taner’den Emanet

İşin mutfağında olan insanları pek de tanımayız. Ali Tekintüre, Yavuz Taner, Burhan Bayar, Şakir Askan, Cemal Safi, Naci Eray… ve daha niceleri. 2005’te İbrahim Tatlıses Fan Club’ü kurmamla başlayan süreçte işin mutfağındakileri daha yakından tanıma imkânım oldu. Çünkü fan club kurmak böyle bir sorumluluk gerektiriyordu. Ha öncesinde bu isimlerden bihaber miydim? Elbette hayır. Bayram Şenpınar bir tv programında sitemle karışık sarf ettiği cümlede şöyle diyordu: “Halkımızda kaset kapağı okuma alışkanlığı yok.” O alışkanlık bizde vardı. Bir eserin kim tarafından yazıldığı, kimin bestelediği, eserde kimlerin bağlama kimlerin cümbüş, kimlerin yaylı kimlerin nefesli çaldığı önemliydi. Hatta eserin hikâyesi, notası ve makamı da bizim için önemliydi. Dedim ya 2005’ten itibaren işin mutfağındaki bu isimleri yakında tanıma imkânım oldu. Bunlardan biri de dün akşam saatlerinde vefat haberini büyük bir üzüntüyle öğrendiğim Şükrü Uğurluel’di. Peki kimdi Şükrü Uğurluel? Bilenler bilir, tanıyanlar tanır… İbrahim Tatlıses’in orkestrasında uzun yıllar hem sahnede hem de albümlerinde bağlama çalan, “Bile Bile”, “Bir Kulum İşte”, “Şansıma”… gibi Arabesk müzikte adeta klasikleşmiş şarkıların sahibi. Aynı zamanda başrollerini İbrahim Tatlıses ve Hülya Avşar’ın oynadığı “Ayşem’m” filminde de yine İbrahim Tatlıses’in orkestrasındaki bağlamacı rolünü oynadı. Yani bir bakıma gerçek rolünü filme yansıtmıştı. Kendisiyle telefonda çok kez, saatlerce konuştuk; ama yüz yüze gelmek bir türlü nasip olmadı. 2011 yılında yaşadığımız Van depreminde sesim kısılmıştı ve öyle bir ses kısıklığı ki 2 ay gibi bir süre açılmadı. Bu süreçte kendisine nasıl açabileceğimi sordum ve o 2 aydır açılmayan ses, Şükrü Uğurluel’in tavsiyeleriyle bir haftada zil gibi olmuştu. Halen de o yöntemleri ve tavsiyelerini sahnede, günlük konuşmamda… kullanırım. Çünkü Şükrü Uğurluel aynı zamanda bir şan eğitmeniydi. Gel gelelim yazımın başlığına, neden Yavuz Taner’den emanet dediğime. Şükrü Uğurluel ile bir gün yine konuşurken sordum, İbrahim Tatlıses ile maceran nasıl başladı diye. Bir dönem büyük duayen Yavuz Taner de İbrahim Tatlıses orkestrasındaydı. Öyle ki Tatlıses’in albümlerinde yönetmenlik de yaptı. Bir gün Yavuz Taner’in bileği kırılır, orkestraya da bağlamacı lazımdır. Yavuz Taner kendisinin yerine orkestraya Şükrü Uğurluel’i tavsiye eder ve süreç başlar. Uzun yıllar sahnede, albümlerinde, filmlerinde bağlama çalar, Tatlıses’e beste verir. Gerek yurtiçi ve gerekse yurtdışı konserlerinde halkın beğenisini kazanır ve Şükrü Uğurluel olarak müzikseverlerin gönlünde adeta bir taht kurar. Hiç düşündünüz mü? Yüzlerce müzisyen gelir geçer, kimi sevilir kimi sevilmez. Şükrü Uğurluel’in de böyle sevilmesinde müzisyenliğinin yanı sıra insani yönünün ağır bastığını unutmamak gerekiyor. Usta’ya Allah’tan rahmet, ailesine sabır ve baş sağlığı diliyorum. Mekânın Cennet olsun.

Uzun bir süredir kayda aldığım; ama paylaşmadığım bir Şükrü Uğurluel bestesini de bu vesileyle sizlerle paylaşmış olayım.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: