Seslendirdiklerim

Gurme Videoları

Gurbette Ömrüm Geçecek

Gurbette ömrüm geçecek,
Bir daracık yerim de yok.
Oturup derdim dökecek
Bir vefalı yârim de yok.

Aman aman aman aman.
Aman aman aman aman.
Bir vefalı yârim de yok.

Dünya derler, o da fani.
Veren alır tatlı canı.
Hasta düştüm ilaç hani?
Bir yudum su verenim yok.

Aman aman aman aman.
Aman aman aman aman.
Bir vefalı yârim de yok.

Söz: Karacaoğlan
Müzik: Atınç Emnalan

Van’da Karacaoğlan’ı Anma Gecesi

Van’da Karacaoğlan’ı Anma Gecesi

Van Büyükşehir Belediyesi tarafından ünlü halk ozanı Karacaoğlan’ı anma etkinlikleri kapsamında “Karacaoğlan Şiir Gecesi” düzenlendi.  

Büyükşehir Belediyesi Kültür Sosyal İşler Dairesi Başkanlığı tarafından Van Devlet Tiyatrosu salonunda ünlü halk ozanı Karacaoğlan’ı anma gecesi düzenlendi. Geceye Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Mustafa Yalçın, Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Ülker Cem Kaplan, Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Dairesi Başkanı Tevfik Tepe, kurum müdürleri ve vatandaşlar katıldı. Vanlıların yoğun ilgi gösterdiği anma gecesinde, mahalli sanatçıların oluşturduğu ‘Bizim Eller’ grubunun seslendirdiği şiir ve türküler, davetliler tarafından büyük beğeni topladı. 

Gecenin sonunda sanatçılara çiçek takdim eden Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Mustafa Yalçın, binlerce yıldır yaşatılan bu geleneğin devam ettirilmesinin önemli olduğunu belirterek, Karacaoğlan’a ait “Yüceden mi geldin sen seher yeli” adlı şiiri okumasıyla program sona erdi.

Sultanım

Hani insanlar borçlu olur ya birbirine ve bir helallik almak ister ya da alacaklı hakkını almak ister. Sevilip de ıstırap çektirenler de borçlu değil midir sevene? “Seven olmasa sevilenin hiçbir kıymeti var mı?” Bu duygularla yazılmış bir şiir. Eğer siz de alacaklıysanız bu noktada, sizin de gönül borcunuzun gün gelip ödenmesi umuduyla…

Aşktan yana ne varsa yaşamışız beraber
Kendin gelmesen bile bari bir selam gönder.
Kulak ver bu sesime kapanmadan perdeler
Hadi gönül borcunu öde artık sultanım.

Belki şu karda kışta eritirsin buzları,
Ferhat boşa mı deldi Şirin için dağları?
Mecnun nasıl sevdiyse öyle sevdim Leyla’yı
Hadi gönül borcunu öde artık sultanım.

Sen olmasan da bile hayat devam ediyor,
Bir sayfa kapanmadan hemen ardı geliyor,
Kanlı bıçaklı olsa herkes helalleşiyor…
Hadi gönül borcunu öde artık sultanım.

05.03.2018
09:08

Tasarımcılar İçin

Öncelikle hepinize merhabalar! Benim gibi tasarım ile ilgileniyorsanız doğru yerdesiniz. Kişisel sitemi ve YouTube kanalımı adeta bir blog ve vlog platformu olarak kullanmaktayım. 2005’ten bu yana tasarım ile aktif olarak ilgilenmekteyim. Bu süreçte ASP ve Joomla deneyimim de oldu. Son olarak WordPress’te karar kıldım. Çünkü bir taraftan kişisel sitemi adeta bir blog sitesi gibi kullanmayı istiyordum bir taraftan da siteye girildiğinde tam teşekküllü bir kişisel site olduğu görünsün istiyordum. Bu açıdan bakıldığında WordPress benim için daha uygun. Aradığım her türlü eklentiye ve bilgiye çok rahat ulaşabiliyorum. Bazen bazı eklentileri bulmam ve nasıl kullanıldığını anlamam uzun zaman alıyor. İstedim ki benim gibi tasarımla ilgilenenler bu uzun uğraşlara girmesin, beni takip ederek aradıklarına dakikalar içinde ulaşsınlar. Çok yakında WordPress ve YouTube dersleri ile karşınızda olacağım. Beni sitemden ve sitemin üst kısmında bulunan sosyal medya hesaplarımdan takip edebilirsiniz.

Mayıs Ayı Kitap Önerisi

Geçtiğimiz ay aramızdan ayrılan Cemal Safi’nin birçok şiirinin bulunduğu “Ya Evde Yoksan” adlı kitabı bu ay, “Ayın Kitabı” olarak belirledim. Bu vesileyle Usta’ya tekrar Allah’tan rahmet diliyorum. Ayrıca kendisi için yazdığım “Heceler Öksüz Kaldı” adlı yazıya da buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Benim Hayatım

Dillere adeta bir marş gibi kazınan “Gülüm Benim”, “Benim Hayatım”… ve bunlara benzer daha birçok şarkının mimarı, Söz Yazarı Şakir Askan’a İbrahim Tatlıses’ten severek dinlediğimiz “Benim Hayatım” adlı şarkının hikayesini anlatmasını istedim. İşte Askan’ın ağzından “Benim Hayatım” adlı şarkının hikayesi:

“Merhaba Mehmet’çiğim. Önce iltifatların için teşekkür ederim. “Benim Hayatım“ şarkısını Burhan Bayar bana “İbrahim Tatlıses’in hayatını düşün, bir şarkı yaz.” dedi. Bunu İbrahim’e de söylemiş, “Şakir yazıyor.” diye. Ben de “Benim Hayatım”ı yazdım, Burhan besteledi, güzel bir şarkı oldu. Klasiklerin arasında yerini aldı, tıpkı “Gülüm Benim” gibi. Hikayesi budur. Çalışmalarında başarılar dilerim kardeşim.”

 

Bu röportajın izinsiz bir şekilde kısmen veya tamamının kopyalanıp kaynak belirtilmeden kullanılması yasaktır. Aksi takdirde yasal işlem başlatılır.

İbrahim İkibaş ile Urfalı Babi Üzerine

FaceBook üzerinde Yılmaz Kayral nam-ı diğer Urfalı Babi adına açtığım sayfa üzerinden gelen bir mesajı değerlendirdim ve İbrahim İkibaş’tan Urfalı Babi ile olan anılarını dinlemeye başladım.

Ben kendisiyle 1989 yılında İzmir Yeşilyurt Hastanesi’nde tanıştım. Benim ayağım kırıktı, Yılmaz Abi de alkol tedavisi görüyordu. Tanışmamız böyle başladı.

Devamını dinleyelim o zaman.

Peki! Benim odamda üç kişi kalıyorduk. Hastanede Yılmaz Abi tek kalıyormuş. Bizim odada televizyon vardı. Kapıdan uzun saçlı bir adam bakıyor, kafasını geri çekiyordu. “Ya amca ne bakıp geri çekiliyorsun? Gel de iki muhabbet edelim.” dedim. Utanarak geldi, ayak ucuma oturdu. Tanıştık, bana çok samimi geldi. İbrahim Tatlıses’e “Sarışınsın, Sabuha, Yandım Cananım”… “Bu besteleri ben verdim.” dedi bana. Anlatmaya başladık. Biz de gazino çalıştırıyorduk o yıl, çok ilgimi çekti. Bir süre daha konuştuk, müsaade istedi. Beni çok sevdiğini söyledi. Babi’nin üstü başı kirliydi. Tam odadan çıkarken öbür arkadaşlar “Nereden çağırdın bu adamı?” diyerek bana kızdılar, ben de onlara çıkıştım. Babi duydu çıkarken tabi, bana göz attı. Ertesi gün yine geldi, biz yine dertleşmeye koyulduk. Bana dakikada besteler yapıyordu, gülüyorduk beraber. Bana “Ne yiyelim?” diye sordu. Ben de “Canım lahmacun istiyor.” Dedim. Hemen gitmiş aşağıdan lahmacun yaptırmış bana, bir paket de sigara almış. Yedik içtik.. Yine bizim arkadaşlar bana kızmaya devam ediyorlardı. “Nereden buldun bu adamı? Yalancı bu.” diyorlardı. Ben onlara aldırmıyordum. Ertesi gün geldiğinde yanıma “Sana haftaya bir konser vereceğim.” dedi. Benim de o zaman çok sevdiğim bir kız vardı, “Sizin için şarkılar söyleyeceğim.” diyordu; ama öbür arkadaşlar yine inanmıyordu. Bir hafta Babi görünmedi, bir hafta sonra elinde uzun saplı bir bağlama, beyaz takım elbiseyle kapıda bir adam belirdi. “Selamun aleyküm.” dedi, baş ucuma oturdu. Tabi onu istemeyen arkadaşların hoşuna gitmiyordu bu durum. Bana mini konser verdi. Hastane baş hekimi, bütün hastane benim odaya doldu, herkes alkışladı Urfalı Babi’yi. Tabi biz de dost olmuştuk. Artık ben bizde sahne almasını istiyordum; ama benim de ayağım kırık. Yanıma alıp da gazinoya gidemezdik. Sonra ben taburcu oldum. İzmir Torbalı, Pancar köyünde ikamet ediyorum, evdeyim; ama ayağımın üstüne basamıyorum. Yaz günü bahçedeyim, taksi yanaştı, kapıya baktım Yılmaz Abi, elleri full poşet dolu. Bizim ev büyük bir dönüm içinde. Babi’nin çok hoşuna gitti. Annemden güveçte kuru istedi, akşam babamla rakı içtiler, hoş beş… Ertesi gün gitti. Beni İbrahim Tatlıses gibi sanatçılarla tanıştıracaktı; ama ben ayağa kalkamıyordum, beraber İstanbul’a gidecektik. O İstanbul’a gitti, Star Tv’de “Vay Canına” diye program vardı, ona çıktı. Köye gelince, ufak köy, herkes tanıdı, televizyonda da görünce millet şok oldu. Bir de “Salako”yu izlemişler, köy sempati duydu, tabi biz de pirim yaptık. Babi ikinci kez geldi. Bu defa bana epey yüklü para verdi. Köyde herkes tanımıştı onu. Gitti, bu defa gelmedi. Allah rahmet eylesin, mekanı Cennet olsun.

Sohbetimize biraz ara veriyoruz. Ardından… “O dönem gazino işletiyormuşsunuz, çalıştığınız ünlü isimler var mı?”

Yok, o dönem ünlülerle sahne almıyordu bizde. Amatörlerle çalışıyorduk. Bir tek Mahmut Tuncer sahne aldı bizde.

Devam ediyoruz…

Çok bestesi vardı. Sezen Aksu’yla telefon görüşmesi yapıyordu.

Farkında olunmayan bir değer Babi.

Anında beste yapardı, saniyede. Çok şarkısı var; espriliydi. Bateri de çalardı. Süper yetenek. Bana bağlamayla “Sevemez Kimse Seni Benim Sevdiğim Kadar” şarkısını çalardı. Ya şu an bile tüylerim diken diken. Benim gözümde eşi bulunmaz bir ağabey, bir dost. Mezarı nerede biliyor musun?

Mekanı Cennet olsun. Tüm cenaze masraflarını İbrahim Abi (Tatlıses) karşıladı ve mezarını da o yaptıracaktı. Önceden Rahmetli Ali Tekintüre biliyordu, ona sordum, “Zincirlikuyu’da; ama artık yerini ben de bulamam.” dedi. Hatta “Şimdi bize oradan küfrediyordur.” diye latife yaptı. Anlayacağın mezarını bilen yok, belki yeğenleri bilir.

Kader…

Röportaj izinsiz kopyalanıp başka sitelerde yayınlanamaz. Aksi takdirde yasal işlem başlatılır.

 

Heceler Öksüz Kaldı

 

Teknolojinin henüz hayatımızın her safhasına girmediği dönemlerde kullanılan bir söz vardı: “Takvim yaprakları 17 Nisan’ı gösterdiğinde…” Böyle başlardı hüzünlü cümleler. Evet, takvim yaprakları 17 Nisan’ı gösterdiğinde birçok insanın edebiyatçı diye bildiği ki haksız değiller, müzisyenlerin ise daha çok söz yazarı olarak bildiği Büyük Usta Cemal Safi’yi kaybettik. Peki kimdi Cemal Safi? Dedim ya birçok kişi onu edebiyatçı kişiliğiyle tanıyor diye. O hece ölçüsünün en sert savunucusuydu. Öyle ki bunu anlatmak için yazdığı bir dörtlükte şöyle diyor:

Geleneği yaşatmak görevim kadar arzum.
Aruz sünneti arzım, hece vezniyse farzım.
Zordan vazgeçemedim, kolaya kaçamadım
Ecdadıma saygımdır şiirde nazım tarzım.

Peki müzisyenler arasında nasıl bir yere sahipti safi duyguların tercümanı Cemal Safi? Orhan Gencebay’ın mahalle arkadaşı ve “Ya Evde Yoksan”, “Tek Hece”, “Hadi Git” gibi şarkılarının söz yazarı. Sadece bu kadar mı? Elbette değil. Milyonların bildiği “Vurgun” da bir Cemal Safi eseri. Eserlerini daha çok Arabesk müzik icracıları okuduğu için bu kültürü sevenler tarafından tanınıyor ve biliniyor. Ama eserlerini okuyanlar Arabesk sanatçıları ile sınırlı değil. Türk Sanat Müziği, Pop ve Rock sanatçıları da yorumladı onun eserlerini. Müslüm Gürses^ten Gencebay’a, Muazzez Abacı’dan Manga^ya, Ebru Gündeş’ten Candan Erçetin’e kadar birçok sanatçı yorumladı eserlerini. Peki o yorumlamadı mı hiç kendi eserlerini? O dedik ya söz kısmındaydı işin, dolayısıyla hep şiirsel olarak icra etti eserlerini. Kendisi yaşadığından mıdır bilinmez hep duygulu okurdu şiirlerini ve bana göre ondan başkası onun şiirlerini aynı duyguda ve tatta okuyamıyor. Çünkü hep derdi “Ben duymadan yazmam.” diye. Duymadan yazsaydı “Hadi Git” adlı şiir için dokuz ay bekler miydi? Bu şiirden bahsetmişken gelelim Usta’nın bendeki yerine. Hep Orhan Gencebay eserleriyle tanırdım kendisini; ama üniversite yıllarında Arabesk hakkında araştırma yaparken ki bu araştırmalarım “Arabeskin Anlam Dünyası ve Müslüm Gürses Örneği” adlı kitabın ikinci baskısında ondört sayfalık bir röportaj olarak yer aldı. Bu kitabın birinci baskısında Müslüm Gürses’in okuduğu ve sözleri Cemal Safi’ye ait olan “Ne Yazar?” adlı eserin sözleri yazılıydı:

Ben keder üretir, dert yaratırım.
Aleme ibrettir her bir satırım.
Kırk yılın başında halim hatırım,
Sorulsa ne yazar sorulmasa ne?

Tabi bu dörtlüklerin beni Cemal Safi’ye yönlendirmesinde Müslüm Baba’nın eserdeki yorumunun da etkisi oldukça büyük. Bir süre sonra Cemal Safi ile iletişime geçtim. Kendisiyle oturup sohbet etme ve kendisine şiirlerimi inceletme fırsatım oldu. Bu sohbetler esnasında birçok konu hakkında konuştuk. Müzik üzerine, edebiyat üzerine, şiir üzerine, aşk üzerine… Bu süreç zarfında dört kitabını da kendisine imzalattım. Her imzasında “Safi sevgilerimle..” diye noktalıyordu iyi dileklerini; çünkü onu sevenler de safi duyguların esiri olmuştu bir zamanlar. Bunu bir Cemal Safi hayranı olan ve o meşhur şarkıya da adını veren “Ayşen”in yaşadıklarından anlıyoruz.

İklimler çileme çare bulmuyor, mevsimler halimi sormuyor Ayşen.
Sakiler derdime derman olmuyor, şarkılar yaramı sarmıyor Ayşen.

Son bir yıldır yaşadığı rahatsızlık üzmüştü bizleri ve biz kendisinin iyi haberlerini beklerken onu kaybetmenin vermiş olduğu hüznün ortasında bulduk kendimizi. Ona Allah’tan rahmet ve merhamet dilerken Allah’ı anlattığı bir şiirden alıntıyla noktalamak istiyorum.

Şehadet ederim ki tek Allah’sın, ilah yok.
Son Resulün Muhammed, cevaplandı ilk soru.
Kabir azabı verme; sevap cüzi, günah çok.
Gaffarsın Kainatın Ulu İmparatoru!